İsmail KASAP

İsmail KASAP

Bilgi, kültür, edebiyat...

Hep Öyle Kal İsmail Ağabey

1/11/2006

                                                                 

                        Yard. Doç. Dr. Cüneyt ISSI

 


 

Muhtemeldir ki, İsmail Ağabey için bu sayfayı hazırlayan onun öğrencilerinden biridir. Öncelikle, onu tebrik etmek isterim; web sayfası için değil, İsmail Ağabey'i çok güzel, kendi ifadesiyle "eksiği var, fazlası yok" şekilde anlattığı için. İsmail Ağabey, bana göre bir yeraltı suyudur. Öylesine sessiz, öylesine görünmez ve fakat öylesine derin, öylesine büyük, öylesine coşkun ve en önemlisi de öylesine bereketli bir yeraltı suyu.
Onu anlatmak çok zor. Ben onunla 1995 yılında Samsun'da tanımıştım. Ağabeyimle daha önce tanışmışlar. Bu, aramızda çabucak bir yakınlık kurulmasını sağlamıştı. Bu yakınlığın kurulmasında ikimizin de aynı hocaların öğrencisi oluşumuz herhalde çok daha fazla etkili olmuştur. O zamanlar Ankara'da idi. Ara sıra, yazları, Samsun'a geldiğinde bir araya gelirdik. Yanında neler getirmezdi ki... Bir sürü havadisler... Özellikle kitaplar, dergiler, bunların yayınlanmış olanlar, yayınlanacak olanları... Sonra da Anzer'den tertemiz bir hava...
Ona hep gıpta ettim. Sözünü ettiği kitapları hep okur mu diye bir zamanlar merak ettiydim. Bu merakımı Kırşehir'de, 2002 yılından 2005 yılına birlikte çalıştığımız süre içerisinde giderdim. Evet, o hep okuyor; inatla okuyor, aşkla okuyor. İnatla, çünkü o okuyarak adeta bir şeylere direniyor. Ben onun kitap bağımlılığını, bilgi susuzluğunu biraz da protesto olarak okumuşumdur. Biraz protesto, biraz sığınak. Onun kitaplarla içli dışlılığı, bir evlat sevgisiyle onlara yaklaşımı, bir vefalı dost gibi onlara sığınışı bazı çevreleri rahatsız etmemiş de değildir. İsmail Ağabey, benim için hep bir gıpta konusu olmuştur. Belki bazıları için o bir vicdan azabıdır. Ya da belki de varlığı ve duruşuyla onları sürekli aşağılan biri.. O, öyle düşünenlerin sorunu..İsmail Ağabey, kitaplarla ilişkiyi bir "menfaat" ilişkisi şeklinde kurmaz. Belki de o yüzden bazıları onun bu saf ilişkisine tahammül edemiyorlar.
O, aklında küçücük de olsa kötülük fikri geçirmeyen bir insandır. Bazen ona içimden bu yönü yüzünden kızmışımdır. Ama şimdi anlıyorum onu. Kötüler, onlara kötülük yapılmayacak kadar kıymetsizler..
Evet.. Bu yazı bitmez ki... Daha sora devam edeceğim, şimdi derse gitmem gerekiyor.. İsmail Abi, seni çok seviyorum.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2006-11-01 20:02:27 - Hep Öyle Kal İsmail Ağabey 2

Yazan: A. Cüneyt Issı
Kırşehir'e 2002 yılında geldiğimi yukarıda bir vesile ile söylemiştim. Oraya gitmeden önce onun orada olduğunu bildiğimden nasılsa yalnız olmayacağım konusunda bir güven duygusuyla doluydum. Kırşehir'e iner inmez, bir yaz günüydü, ilk işim Eğitim Fakültesinde onu bulmak olmuştu. Galiba o da çok sevinmişti benim oraya gelmeme. Belki de Samsun'dum onun için, belki de hocalarının bir öğrencisi de bendim, belki de çok sevdiği Şaban Bey, Dursun Ali Bey, ŞAhin Bey idim.. Belki de komple bir Karadeniz'dim.. Hal hatırdan, Samsun'dan vs. derken kitaplarını, bir çocuk masumluğu ve sevecenliği içinde, göstermişti.. Sonra okulu gezdirmiş, arkadaşlarına beni övgüyle takdim etmişti.. Ben onun övdüğü kadar değilim, biliyorum; ama ona bir şey diyemezdim. Sonra, üç yıl çalışacağım Fen Edebiyat Fakültesi'ne götürdü beni.. Oradakilerle tanıştırdı.. Garip bir yerdi orası.. Umarım şimdi bu "gariplik"te değildir. geçelim...
O kadar dost canlısı biridir ki İsmail Ağabey, ne saklayım, ben buna alışkın değildim. O belki "iyi atlara binen" bir neslin devamı.. Kendimi daha bugüne ait buluyorum.. Bundan memnun muyum?... Geçelim.. Hep boş zamanlarımda yanına gelmemi isterdi de, ben bunu pek beceremezdim. Tatlı sitemler ederdi bana.. Sonra derse gideceği zaman odasını bana bırakırdı; odasını değil, dünyasını.. Ben de masasının üzerindeki dergileri, raflarındaki kitapları karıştırırdım; kahve de hazırdı, içerdim.. Kitapları konusunda çok titiz biri.. Söylemem gerek.. Bazen ondan aldığım kitapları biraz geciktirince, şaka yollu takılırdı bana. İlahi İsmail Ağabey, senin kitaplarına el koymak gibi bir şeye hiç cesaret edebilir miyim:)
Seni yazacağım İsmail Ağabey, bilirsin pek yazmam ben, ama seni yazmak istiyorum; gör bak daha neler neler yazacağım..
Ama yine ders zamanı geldi.. Görüyorsun ya, şöyle ağız tadıyla halleşmeye bile bırakmıyorlar ..



Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »