![]()
![]()
____________________________Selahattin COŞGUN
Bu yazıya başlamadan önce bazı sıkıntılarım oldu. Nedenini sorarsanız üniversite hayatımın başından sonuna kadar önemli bir bölümünde etkili olmuş bir hocayı yorumlamak takdir edersiniz ki kolay olmadı. Öncelikle nasıl başlayacağıma karar veremedim. Bir de buna hocamın, “yorumunu merak ediyorum.” demesi eklenince elim ayağıma dolaştı desem yeridir. Sonuçta da kısa bir bocalamanın ardından bu satırlar döküldü kalemimden.(Yoksa tuşlardan mı demeliydim?)
Artık sadede geleyim ve sizi de daha fazla merakta bırakmayayım. İsmail Hoca’nın adı ‘kitap’la özdeşleşmiştir. Doğal olarak da İsmail Hoca denildiğinde aklıma kitap ve buna ek olarak çalışmak gelmiştir. Bunda benim okumaya başlamamı sağlayan kişi olmasının da etkisi vardır sanırım. Bununla ilgili hiç unutamadığım şu olayı anlatmadan geçemeyeceğim:
Bir akşam dersten çıktıktan sonra bir sorunumu (Umarım unutmuşsunuzdur.) paylaşmak için yanına gittiğim de hem bana büyük bir güven vermiş hem de önerdiği kitaplarla (Birisi, Ahmet Turan Alkan’ın Üç Noktanın Söylediği adlı kitabı) belki de farkında olmadan ben de kitap sevgisinin başlamasını sağlamıştır. Burada önemli olan bir nokta, niye İsmail Hoca’nın yanına gittiğimdir. Çünkü üniversitede en çok İsmail Hoca’dan çekinmişimdir (Affınıza sığınarak söylüyorum hocam.) Ama bu çekingenliğin sebebini şimdi daha iyi anlıyorum. Zira ondan değil de aslında çalışmaktan ve kitaplardan çekinmiş ve korkmuşum. Eh, bu çekingenlikten de yine onun sayesinde kurtulmadım mı!
Kısaca İsmail Hoca, güvenilecek bir limandır. Artık bu limana daha nice gemiler gelecek ve sığınacaktır ama önemli olan bu limanda iz bırakacak bir gemi olabilmektir. İnşallah bunu başarabilmişimdir. Zira gemiler gelir geçer ama liman bâkidir ve her zaman uğrak yeri olmuştur.
Allah, bizi de sizin gibi aranılan ve güvenilen kullarından eylesin!
!